Çıkış Yolu

ileadmin

Çıkış Yolu

Duygularımızla yaşıyoruz hayatı…

Kimi zaman üzüntü, kimi zaman sevinç, kimi zaman korku, endişe, öfke…

Hayat akıp giderken çok çeşitli durumlarla karşılaşıyoruz ve olaylar yaşıyoruz. Her bir durum ve olay karşısında bir başka duyguya kapılıyoruz. Aslında her biri olağan olan bu duygularımız, çoğu zaman kendiliğinden ortaya çıkıyor ve kontrolümüz dışında gelişiyor. Hissetmemiz gereken ve adı her ne olursa olsun yaşamımızın parçaları olan duygularımız, birçok sebeple kontrolden çıktığında hayatımızın akışını olumsuz etkileyebiliyor. İşimiz, okulumuz, ilişkilerimiz, düzenimiz, bazen zamanla bazen bir anda tepetaklak olabiliyor ve kendimizi amansız zihinsel bir mücadelenin içinde bulabiliyoruz.  Bedenimiz de etkileniyor ister istemez. Ya çok uyuyor, ya az uyuyoruz, bazen de uykuya dalmakta güçlük çekiyoruz. ya iştahımız kapanıyor, hiçbir şey yemek içmek istemiyoruz ya da öylesine açılıyor ki iştahımız kendimizi sürekli bir şeyler atıştırmaktan alıkoyamıyoruz.  Psikolojik problem dediğimiz durumlar da mücadele etmekte güçlük çektiğimiz böylesi zamanlarda ortaya çıkıyor. Hissettiğimiz duygunun kontrolden çıkıp mücadele etmekte güçlük çektiğimiz zamanlarda desteğe ihtiyaç duyuyoruz, bizi dinleyen, bizi anlayan, yargılamayan asla, tarafsız bakan ve çıkış yolu bulmamızı sağlayan birinin desteğine. Eşimiz, dostumuz, ailemiz, sevgilimiz, arkadaşlarımız kısaca çevremizde ilişkili olduğumuz ve sevdiğimiz kim varsa onun desteğine öncelikle. Ancak ilişkilerin giderek yapaylaştığı ve sığlaştığı, insanların aynı mekanı ve zamanı paylaşsalar bile giderek birbirinden uzaklaştığı, kimi zaman ilişkilerin çıkar ilişkilerine dönüştüğü, tahammül ve anlayışın aslında zaten kendiliğinden olması gerekirken ve sıradan olması beklenirken artık büyük bir meziyetmiş gibi algılandığı zamanlara doğru hızla ilerliyoruz. Bize en büyük desteği sunmasını beklediklerimizin sorunun kaynağı haline dönüştüğü zamanlara… Yıpranıyoruz ve yıpratıyoruz ilişkilerimizi, doğal olarak da desteğimizi kaybediyoruz. Sunabileceklerimizin çok azını sunuyoruz birbirimize veya hiç sunmuyoruz.

Ümitsizliğe yer yok…

Giderek dünyalarımızın karanlığa gömüldüğünü düşündüğümüz ve hissettiğimiz zamanlarda, aslında aydınlığa doğru ilk mumu yakacak olan yine kendimiziz. Herşeyin ve herkesin anlamını yitirdiğini zannnettiğimiz – ki kesinlikle gerçek bu değildir, sadece zannediyoruz- anlarda herşeyi ve herkesi yeniden anlamlandırmaya, ilişkileri yeniden düzenlemeye ve biçimlendirmeye, revize etmeye en çok muktedir olan yine kendimiziz. Evet, içinden çıkamadığımız, baş edemediğimiz duygularımız bizi güçsüzleştirirken bu iktidarı ortaya koyamayabiliyoruz. Ama bu durum, gücün bizde olduğu gerçeğini değiştirmiyor asla.  Çünkü insan herşeyden ve herkesten önce kendine üzülür, kendine öfkelenir, kendinden korkar veya endişelenir. Yanlış anlamlandırmalar, yanlış yorumlamalar, akıl yürütmeler – tersinden de söylemek gerekir ki yürütememeler – bizi kendimizden de uzaklaştırır, çevremizden de. İşte bu noktada yapılması gereken şey, meseleyi yeniden ve daha derinden düşünmektir. Bir çıkmaza sürüklenmişken veya sürüklenirken, bu sürecin başında veya devamında neyi doğru yaptık, neyi yanlış yaptık? Bize karşı neler doğru yapıldı, neler yanlış yapıldı? Doğrularımızı nasıl destekler ve arttırırız, yanlışlarımızı nasıl azaltır ve telafi ederiz? Bize karşı yapılan doğruları görebiliyor muyuz? Bize karşı yapılan yanlışların acaba ne kadarı gerçekten yanlış? Olayları veya durumları karşımızdakinin penceresinden değerlendirebiliyor muyuz? Düşüncelerimiz ne kadar gerçekçi ve duygularımız olaya veya duruma karşı şiddeti ve süresi bakımından ne kadar uygun? Soruları daha da çoğaltmak mümkün…

İlk adım; Affa Sarılmak…

Duygumuz her ne olursa olsun kendimizi iyi hissetmediğimiz zamanlarda üzerimizde bir yük hissederiz, yaşamımızı herhangi bir alanda veya birçok alanda sürdürmemize engel olan veya yavaşlatan. Bu yükten kurtulduğumuz anda hayat akışına devam edecektir, mutlu değil belki ama en azından huzurlu bir şekilde… Çünkü mutluluk dediğimiz şeyin uzun sürmesi olanaksızdır. İçinde bulunduğumuz veya bulunacağımız koşullar, yaşadığımız veya yaşayacağımız acılar, buna ne kadar istemesek de engel olacaktır. Ancak iç huzur bir ömür boyu bizimle beraber yola devam etme potansiyeline sahiptir her zaman. Bunu sağlayacak şeylerin başında da affetmek gelir. Önce kendimizi, sonra ötekini affetmek…

Zor ama imkansız değil.

 

 

 

 

 

Yazar hakkında

admin administrator

Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.